Blog

KIRIM ANI KİLİSESİ (MESİH KİLİSESİ)

Kırım savaşı sırasında İngiliz denizcilere ve diğer İngiliz’lere hizmet edecek bir Anglikan kilisesine ihtiyaç duyulmuştu. Hayatta kalan İngiliz askerleri memleketlerine döner dönmez, 15 Şubat 1856 tarihinde “Yabancı ülkelerde İncil’i yayma cemiyeti” (S. P. G) tarafından halka bir çağrı yapıldı  ve Canterbury Başpiskoposu John Sumner  da bir mektupla bu çağrıyı destekledi.

Bu çağrının yapılmasından on hafta sonra başkomutan da olan Cambridge Dükü başkanlığında halka açık bir toplantı düzenlendi ve oybirliği ile aşağıdaki kararlar alındı.

Majesteleri Konseyi (Birleşik Krallık hükümdarının resmî danışma konseyi) Başkanı Lord Earl Granville tarafından önerilen ve Kırım'daki Deniz Kuvvetleri komutanı, Şövalyelik Büyük Haç Nişanı (G. C. B) sahibi Tümamiral Sir Edmund Lyons tarafından desteklenen karara göre:
 
             1.  “Ulusumuzun genel arzusu, son savaşta hayatını kaybeden kahraman askerlerimiz için kalıcı bir anıt yapılmasıdır. 

Ekselansları Norfolk Dükü tarafından önerilen, Elgin ve Kincardine kontu tarafından desteklenen karara göre:

           2.  En uygun Anıt, İngiltere Kilisesi'nin ayin ve geleneklerine göre nesiller boyunca Yüce Allah'a ibadet edilecek
                bir yapı olmalı ve böyle bir Hatıra Kilisesi İstanbul'da inşa edilmelidir.                  


Oxford'un Lord Piskoposu tarafından önerilen, Meclis üyesi Şerefli Sidney Herbert tarafından desteklenen karara göre:

           3.  “Bu hatıra kilisesinin yapılması için halkın yapacağı bağışlar ciddiyetle takip edilmeli ve seçilmiş olan komite
                 bu toplantıda alınan kararların uygulanmasında yetkilidir”.


Barış sağlandığı için kutlanan Şükran gününde 2000’den fazla kilise yapılacak anıt için bağış topladı, özel bağışlar yanında Kraliçe Victoria ve eşi Prens Albert te 500 £ verdi. Bu şekilde 17.000 £ toplayan komite, yapılacak kilise için bir proje yarışması açtı. Birinciye 100 £, ikinciye 50 £ ve üçüncüye de 25 £ ödül vadetti.
 
1856’da bir mimari proje yarışması açıldı. Bu yarışmaya 46 mimar katıldı. Birinciliği William Burges (1827-1881), ikinciliği George Edmund Street (1824-1881) ve üçüncülüğü de George Frederick Bodley (1827–1907) kazandı.

Burges’in projesinin çok pahalıya çıkacağını gören seçim komitesi 1863 yılında seçimini iptal etti ve  ikinci gelen Street’in tasarımı küçük değişikliklerle kabul edildi. Street, birkaç yıl sonra Londra'daki kraliyet adalet sarayının da mimarı oldu.

Bu arada, İngiltere’nin Osmanlı Büyükelçisi Lord Stratford de Redcliffe, Sultan Abdülmecit’ten  bu anıt kilise için uygun bir arazi istedi.

Osmanlı başkentinde uzun süre (17 yıl) İngiltere büyükelçisi olarak görev yapan Stratford Canning 1. Viscount Stratford de Redcliffe (1786-1880)  halkın önünde son defa 19 Ekim 1858'de yeni Kilise'nin temelini atma töreninde görüldü. Zaten bir süre önce emekli olmuş ve kendisini çok seven padişahın arzusu ile İstanbul’da kalarak bu törene katılmayı kabul etmişti. Törenden 4 gün sonra da İngiltere’ye döndü.

 
Stratford Canning 1st Viscount Stratford de Redcliffe, 1860 civarı
Temel atma töreni, Stanley Lane Poole’un "Stratford Canning’in yaşamı" adlı eserinde şöyle anlatılmıştır:

19 Ekim 1858’de kalabalık bir tüccar ve İngiliz vatandaşı topluluğu, bir yandan Büyükelçinin isteği üzerine Sultan tarafından, son savaşta ölen yiğit İngiliz askerlerinin anısına yapılacak kilise için bağışlanan, Pera tepesinin yamaçlarındaki bu güzel arazide, temel atma törenine katılmak, diğer yandan da Müslüman bir  ülkede camiin hemen bitişiğinde bir Anglikan kilisesinin yapılmasına izin veren dini özgürlükteki gelişmeyi görmek için  toplandılar. Şimdi sıra temele ilk taşı koymaya gelmişti. Bu işi hayatı boyunca düşünce özgürlüğünü savunmuş, beyaz saçlı İngiliz devlet adamından başka kim yapabilirdi. Lord Stratford ayağa kalktı ve toplanan halka hitaben bir konuşma yaptı. Türkiye’de böyle bir törenin yapılmasını mümkün kılan değişiklikler üzerinde durdu ve Haliç’te deniz yolculuğu yapan her hristiyanın Pera yamacındaki bu anı kilisesini göreceğini ve hem dini ibadet özgürlüğünün zaferini hem de Kırım tepelerinde çarpışırken ölenleri hatırlamasını istedi.
 
Daha sonra şu sözleri söyleyerek ilk taşı koydu:

İsa Mesih inancı ile, Tanrı Baba, Tanrı Oğul ve Tanrı Kutsal Ruh adına bu temel taşını koyuyorum.
 
O yıllarda yayımlanan “The Illustrated London News” isimli dergide yer alan bir gravürde temel atma töreni sırasında, ezan okumak için komşu camiin minaresinin şerefesine çıkmış imam görülmektedir.
 
Kiliseye komşu olan Hacı Mimi Camii 16. yüzyılda yapılmıştır. Yirminci yüzyılın başlarında yıkılmış ve uzun süre metruk halde kalmıştır. Mahalle sakinlerinin çabalarıyla 1959 yılında daha küçük boyutlarda yeniden inşa edilmiştir.. 
Bugün Hacı Mimi Camii ile Mesih Kilisesi çan kulesinin
birbirlerine ne kadar yakın oldukları görülmektedir.
 
Kilisenin inşasına ancak 1864 yılında başlanabildi ve tamamlanması dört yıl sürdü. Taşların bir kısmı Büyükada’dan, çoğu Malta'dan getirildi. Müteahhitler İngiliz duvar ustaları ve yerli ameleler çalıştırdı.
 
 
 
 


Kilise, Muhterem  Cebelitarık Piskoposu Charles Harris, D.D. (İlahiyat Doktoru) tarafından,  22 Ekim 1868’de takdis edildi. Kiliseyi dolduranlar arasında İngilitere Büyükelçisi ve  Başkonsolosu: Rum Patriğini temsilen vekili Pek  Muhterem Eustathius Cleobulus ve iki papaz yardımcısı, Pera Piskoposu  Muhterem Pamphilius Dionysius ve iki papaz yardımcısı vardı. Ayrıca Athos Dağı'ndan Archimandrite Eugenius ve "Roma Komünyonunun bir rahibi" de törene katılmıştı.

1856'dan beri “Yabancı ülkelerde İncil’i yayma cemiyeti” misyoneri olarak İstanbul'da bulunan Muhterem Rahip Charles Curtis, Kilise'nin ilk papazı olarak atandı ve 1896'daki ölümüne kadar 40 yıl bu görevde kaldı.
Kilisenin dış kapısı

 
Kilisenin girişi
 
Kilisenin ana giriş kapısı

Kilisenin inşası için toplanan para, tüm iç donanımların satın alınmasın yetmedi: özellikle, geçici bir vaiz kürsüsü yapılmıştı ve doğu tarafındaki gül pencere yoktu. Her iki eksiklik de 1880'lerde düzeltildi . Bizzat rahip Curtis tarafından tasarlanan vaiz kürsüsü Kasım 1880'de, gül pencere de 1885 baharında  yerlerine kondu.

Vaiz kürsüsü bir Fransız mermer işçisi olan M. Poirson tarafından yapılmıştır. Yuvarlak porfir panel rahip Curtis’in bir arkadaşı tarafından Heybeliada’da eski bir Bizans kilisesi kalıntıları arasında bulunmuştur.
 
Vaiz kürsüsü, hepsi günümüzde Türkiye sınırları içinde olan, erken Hristiyanlık döneminin
yedi büyük kilisesini temsil eden yedi sütun üzerine oturmaktadır.
 

 
Vaiz kürsüsü üzerinde üç büyük Hıristiyan geleneğini (Ortodoksluk, Katoliklik ve Reformasyon) temsil eden  Yunanca, Latince ve İngilizce yazılar vardır:  "Iesous Christos" ve "En touto nika" (ἐν τούτῳ νίκα) ("İsa Mesih" ve "Bu işarette yeneceksin ").
 


Konstantin ordusuyla yürürken güneşe baktığında içinde Yunanca  “ἐν τούτῳ νίκα” yazısı ile ışıktan bir  haç görür. Konstantin ilk başta bu görüntünün manasını anlamaz, ancak ertesi gece Mesih'in ona düşmanlarına karşı haç işaretini kullanması gerektiğini açıkladığı bir rüya görür. Efsaneye göre, bu sembol sayesinde, 312 yılında Konstantin sayıca daha zayıf olmasına rağmen Milvian Köprüsü Savaşı'nı kazanır.

"Quod semper, quod ubique, quod ab omnibus" (creditum est) ("Her zaman, her yerde ve herkes tarafından (inanılan)") (Lérin’li Aziz Vincent, 5. yüzyıl).


 

 

"Çarmıha Gerilmiş Mesih'i vaaz ediyoruz" (I Korintliler 1:23).
 
Vaiz kürsüsünün genel görünümü
Vaiz kürsüsünün oymalı tahta başlığı 
 
Vitraylı yuvarlak pencerenin tasarımı da rahip Curtis'e aittir   

Ortadaki vitray, Mesih'in başını (2020 restorasyonunda) tasvir ediyor, etrafında gruplandırılmış olarak, 4 incilin yazarlarını sembolize eden dört vitray, dış taraftaki on iki dairesel vitray ise on bir havarinin başlarını gösteriyor.
 
 
 
Yahuda’yı tasvir etmesi gereken vitray, kan kırmızısı bir zeminde otuz gümüş parayı belirtmek için bir kafa yerine romen rakamıyla üç X'i gösteriyor.
 
Matta incili 26: 15'te yer alan bir anlatıma göre, 30 gümüş para Yahuda'nın İsa'yı ele vermek için aldığı bedeldi. Son Akşam Yemeği'nden önce, Yahuda'nın baş rahiplere gittiği ve 30 gümüş para karşılığında İsa'yı teslim etmeyi kabul ettiği ama daha sonra pişman olarak  parayı  iade etmeye çalıştığı söylenir.
Otuz gümüş para. Janos Pentelei-Molnar (1878 -1924)  Macar Milli Galerisi (1909)

 
Yahuda'nın Otuz Gümüş Parayı geri getirmesi  (1629)   (Rembrandt 1606-1669)   
Lythe, North Yorkshire, Mulgrave Kalesi Koleksiyonu
 
Kilisenin vaftiz teknesi sekizgen olup mermerden yapılmıştır   
 
Vaftiz teknesinin bulunduğu vitraylı bölüm  
 

  



















 
DECET NOS IMPLERE
OMNEM JUSTITIAM
 
respondens autem Iesus dixit ei sine modo sic enim decet nos implere omnem iustitiam tunc dimisit eum   (Matta 3:15)

Bu sırada İsa, Yahya tarafından vaftiz edilmek üzere Celile’den Şeria Irmağı’na, Yahya’nın yanına geldi. Ne var ki Yahya, “Benim senin tarafından vaftiz edilmem gerekirken sen mi bana geliyorsun?” diyerek O’na engel olmak istedi. (Matta 3:14)

İsa ona şu karşılığı verdi: “Şimdilik buna izin ver çünkü doğru olan her şeyi bu şekilde yerine getiririz.” O zaman Yahya O’nun dediğine razı oldu. (Matta 3:15)


 
 
 













 
    SINITE PARVULOS VENIRE AD ME
 
ET NE PROHIBUERITIS EOS











quos cum videret Iesus indigne tulit et ait illis sinite parvulos venire ad me et ne prohibueritis eos talium est enim regnum Dei (Matta 19:14)

İnsanlar, elleri ile dokunması  için İsa'ya küçük çocuklar getiriyorlardı, ama havarileri onları azarlıyordu. 14 İsa bunu görünce kızdı. Onlara, “Küçük çocuklar bana gelsin ve onları engellemeyin, çünkü Tanrı'nın Egemenliği onlara aittir" dedi. (Matta 19:14)


 









Rahip Curtis, yirmi sekizi Kırım Kilisesi'nde olmak üzere İstanbul'da kırk yıl görev yaptıktan  sonra 1896'da, öldü. Onun yerine, Saygıdeğer Rahip  R. F. Borough atandı. Yeni rahip, kilisede eksik olan "rahip ve koronun olduğu yeri cemaattan ayıran bir parmaklık (rood screen)" yapılması için çalışmalar yapmaya başladı.

Haziran 1914'te Rahip R. F. Borough İngiliz Kuvvetlerinin papazı oldu: İstanbul'daki yerini önce Saygıdeğer Rahip Dr.  W. A. Wigram daha sonra da Moda’daki All Saints (Bütün Azizler) Kilisesi rahibi Saygıdeğer . W. S. Longston Day aldı.

Rev. R. F. Borough'un İstanbul'a döner dönmez, Çanakkale’de şehit düşen İngiliz ve Anzak askerlerinin anısına yaptırılacak anıt için İstanbul, İzmir, Londra, Avustralya ve Yeni Zelanda'da bir bağış kampanyası başlattı.

Anıtın, R. F. Borough'un savaştan önce çok istediği, Kilise'nin tamamlanmasına katkıda bulunacak , meşe ağacından yapılmış, koro yeri ile cemaati ayıran  bir parmaklık (rood veya chancel screen) olması kararlaştırıldı.

Meşe parmaklık İngiltere'de yapıldı: 1922-1923 Türk-Yunan savaşından kaynaklanan gergin siyasi durum nedeniyle getirilmesi ertelendi. Ancak İngiliz işgal gücünün 1923'te İstanbul’dan ayrılmasının ardından Türkiye'ye getirildi.

Resimler 1999 ve 2004 arasında eklendi.

 
Meşe ağacından yapılmış parmaklık (rood screen)

 
1914 – I. Dünya savaşında ölen askerlerin anısına - 1918

 
Parmaklığa ressam  Mungo McCosh tarafından mükemmel resimler yapıldı. Mungo McCosh (1969) bir İskoç sanatçıdır. Altı yıl yaşadığı İstanbul'a gelmeden önce Londra'da St Martin's School of Art'ta ve Glasgow'da güzel sanatlar okudu.

Sanatçı, 1999 yılında parmaklığın resimleri üzerinde çalışmaya başladı. Mayıs 2000'de eşi Alice Carswell'in hastalığı nedeniyle Türkiye'den ayrıldı. Alice 2001 yılında vefat etti.  McCosh ertesi yıl,  başladığı işe devam etmek için 3 aylığına geri döndü. Bunu 2004 yılına kadar tekrarladı. Resimlerin tamamlanması toplamda iki yıl sürdü.

Mungo McCosh, Mesih Kilisesine resim yapma yeteneğini kendisine verdiği için Tanrı'ya ve hayatının en mutlu günlerini geçirdiği İstanbul halkına duyduğu şükran nedeni ile hiçbir ücret kabul etmedi.

Ressam, gerçek insanları tasvir ederken, sanatçıların arkadaşlarını ve meslektaşlarını  model olarak kullandıkları İtalyan geleneğini benimsedi. Tüm azizlerin yüzleri, o dönemde cemaatin önde gelen üyeleri ve ressamın arkadaşlarının yüzlerini yansıtmaktadır. Bir ressam olarak Mungo McCosh, görenlerin, bu azizlerin gerçek insanlar olduğunu anlamasına yardımcı olduğuna inanarak bu yaklaşımı tercih ettiğini ifade etmiştir.

Kırım Anıtı Kilisesi'nin parmaklığında tasvir edilen insanların hepsi gerçek insanlardır, ancak resimler yapılırken bir kısmı hayatta değildi.

Şimdi parmaklıkta resmedilen insanları tek tek ele alalım.
 
 
Parmaklığın kapıları
 
İki Serafim, parmaklığın kapılarını korumaktadır. İşaya peygamber, serafimlerin, Yüce Tanrı, tahtında otururken onu çevreleyen ve sürekli olarak Tanrı’ya ibadet eden altı kanatlı yüksek melekler olduğunu söyler (İşaya 6). Tanrı'nın sevgisi ile yandıkları için ''ateşli melekler'' şeklinde betimlenirler. Genellikle çocuk yüzlü olarak resmedilirler. Bu yüksek melekler, peygamberlik hizmetine başlamadan önce İşaya'nın günahlarını temizledikleri gibi, aynı zamanda Tanrı’nın günahlardan arındırma işlerini de yerine getirirler.

    

























 


"Serafim" kelimesi, İbranice "yakmak" anlamına gelen  "saraf" kökünden türeyen kelimenin çoğul biçimidir. Buradaki ima, bu meleklerin Tanrı sevgisiyle yanmalarıdır. İşaya peygamber bu yüksek meleklerin, insanlara benzer biçimde  yüzleri, elleri, ayakları ve sesleri olduğunu belirtir (İşaya 6: 2-7). Bu meleklerin her birinin altı kanadı olduğu anlatılır: yüzlerini örtmek için kullanılan iki kanat, ayaklarını örtmek için kullanılan iki kanat ve  uçmak için kullanılan iki kanat. Buradaki Seraphim'in yüzleri Kilise cemaatinden iki insana aittir.


 


Kapının sağ kanadında üzerinde Anadolu'da çobanların giydiği kepenek olan ve elinde İsa'yı simgeleyen kuzuyu tutan Vaftizci Yahya'yı görüyoruz.

Vaftizci Yahya ((MÖ 1. yüzyıl sonu - MS 28-36)), kıyamet gününün yaklaştığını ve tüm insanların mahşerde toplanarak hesap vereceğini vaaz eden, kendini bu güne  hazırlarken pişman olanları vaftiz eden rahip kökenli bir Yahudi peygamberdir. Hıristiyan kilisesinde İsa Mesih'in öncüsü olarak görülür ve saygı duyulur.

Yeni Ahit'e (İncil) göre, Vaftizci Yahya ve Nasıralı İsa akraba idi. Yahya  İsa'yı da Ürdün Nehri'nde vaftiz etti.
 
İsa'nın vaftizi - Bartolome Esteban Murillo  (1617 – 1682)
 
 
Vaftizci Yahya'nın önündeki kişi Aziz Mikail'dir. Başmelek Aziz Mikail'e, Eski Ahit'te (Tevrat) atıfta bulunulur ve ama daha sonra  Hristiyan öğretilerinin de bir parçası olmuştur.  Aziz Mikail'in dört farklı görevi vardır. Birincisi, Şeytan'ın düşmanıdır. Şeytan'ı mağlup etmiş ve onu Cennet'ten kovmuştur. İkincisi, Hıristiyanlıkta ölüm meleğidir: Ölüm saatinde, Aziz Mikail aşağı iner ve her insana ölmeden önce kendini kurtarma şansı verir. Aziz Mikail'in üçüncü görevi, Kıyamet Günü'nde insanların sevaplarını tartmaktır (bu nedenle aziz genellikle tartı tutarken tasvir edilir). Ve son olarak, Aziz Mikail, Kilisenin Koruyucusudur.


 


Kapıdaki Başmelek Mikail'in yüzü, 1918'de Fransa'da öldürülen ressamın büyük amcası Edward McCosh'un portresidir. Parmaklık, Çanakkale'de öldürülen İngiliz askerlerinin anısı için yaptırıldığından,  ressam, o yılların üniformalı bir askerini tasvir etmek istemiş.

Burada, şeytanı yenen bir savaşçı olarak gösteriliyor, ancak Birinci Dünya Savaşı askeri gibi giyinmiş ve  tüfeğinin namlusunda mermi yerine İngiltere Gül'ü koyduğunu görüyoruz (meşe ağacı İngiltere'nin ulusal ağacı, kırmızı gül de  İngiltere'nin milli çiçeği olarak kabul edilmektedir).
 
İngiltere gülü - Belfast Botanik Bahçeler Parkı
 
































Kapının sol kanadında, Meryem Theotokos (Tanrı Annesi Meryem) kucağında, elinde sonsuzluğun sembolü olan yuvarlak bir simit olan Tanrı’yı tutmaktadır.
 
" Tahtta oturan Theotokos" ve Çocuk İsa; bu 9. yüzyıl mozaiğinde Bakire Meryem 
bir tahtta otururken tasvir edilmiştir.  Ayasofya (apsis), İstanbul.


 
 
Meryem Theotokos'un önünde güzel mavi kanatları ve saflığın sembolü olan zambağıyla Başmelek Cebrail'i görüyoruz.

İncil, Cebrail'in ruhani bir haberci olduğunu belirtir. O, özellikle Tanrı'dan insanlara mesajlar iletmekle görevlendirilmiştir.

 
Arka planda bu kilisenin kapıları görülmekte. Kapıların üstündeki kapılar cennete açılır
ve Hıristiyanlar için Mesih cennete açılan kapıdır.



 

Parmaklığın güney tarafında sağda en sonda İlyas peygamber (İbranice Eliyahu) resmedilmiştir. Büyük İbrani peygamberlerinin temsilcisi olarak kabul edilir.  Çok münzevi bir hayat sürmüştür.

 


İlyas’ın adı “Yahweh benim Tanrımdır” anlamına gelir.  Bu ismin doğru telaffuzu kesin biçimde bilinmemekle beraber benimsenen şekiller Yahve (Yahweh) ve Yehova’dır. Yehova, Tevrat’ta Tanrı için kullanılan isimler arasında en sık geçenidir. 

Birçok eski Orta Doğu toplumu, özellikle de onu bereket tanrısı ve panteonun en önemli tanrılarından biri olarak gören Kenanlılar Baal’a tapıyorlardı.


İlyas (İ.Ö. 9. yüzyıl), kavminin Baal’a tapmasına karşı çıkmış ve tek Tanrı inancını kavmine kabul ettirmeye çalışmış, ve bu yönde  Musa gibi mücadele etmiş ve çeşitli mucizeler göstermiş bir peygamberdir. İlyas, İsrail'in Tanrısı dışında hiçbir gerçek olmadığını iddia ederek, muhtemelen benzeri görülmemiş bir vurguyla insanlara tektanrıcılığı anlatmıştır.

İncil’in bazı versiyonlarında Elias olarak yazılır. Kral Ahab ve Ahazya döneminde kuzey İsrail krallığındaki peygamberlik kariyerinin öyküsü, İncil'de 1 Kral 17-19 ve 2 Kral 1–2'de anlatılır.

Kur’an’da iki defa İlyâs (el-En‘âm 6/85; es-Sâffât 37/123), bir defa da İlyâsîn (es-Sâffât 37/130) şeklinde ismen zikredilmiştir.


Resimlerin arka planında İstanbul silueti yer almaktadır.

 

Ekranın kuzey tarafında sol baştaki ilk resim yasa yapan Hz. Musa’ya aittir. Musa Sina dağına o gizemli yolculuğu yaptı, Tanrı ile karşılaştı ve taş üzerine yazılmış yasaları aldı.
 


Musa, Yahudiliğin en önemli peygamberi olması yanında, Hristiyanlık, İslam ve diğer bazı İbrahimî dinler için de dönemli bir peygamberdir. İncil’de İsraillilerin lideri, kanun koyucu ve İncil'in ilk beş kitabı olan Tevrat'ın yazarıdır..

Burada Hıristiyanlığın ahlaki yaşamını oluşturan On Emir ile tasvir edilmiştir.

Hz. Musa’nın yüzü , 1989'dan beri Türkiye'de yaşayan The Daily Telegraph, The Times, The Economist, TIME, The Art Newspaper ve CNN gibi çeşitli yazılı ve görsel yayın organlarının muhabirliğini yapan bir gazeteciye aittir.

 


İlyas peygamberin yanında Janani Jakaliya Luwum'u görüyoruz (1922 - 17 Şubat 1977). 1974'ten 1977'ye kadar Uganda Kilisesi'nin başpiskoposluğunu yapan Luwum, Afrika'daki modern kilisenin de en etkili liderlerinden biriydi. Şubat 1977'de tutuklandı ve kısa bir süre sonra öldüğü bildirildi. Resmi kayıtlarda ölümünün bir araba kazasına bağlı olduğu yazılsa da genel kanaat Başkan İdi Amin'in emriyle öldürüldüğüdür.

 
























 
Janani Jakaliya Luwum   (1922 civarı – 17 February 1977)

 
Şehit azizler geleneksel olarak, ölümlerine neden olan aracı ellerinde tutarken tasvir edilirler. 
Bu resimde Luwum elinde bir kurşun tutmaktadır.
 
 
Luwum, İngiltere Kilisesi ve Anglikan toplumu tarafından şehit olarak kabul edilir. Heykeli, Londra'daki Westminster kilisesi'nin Büyük Batı Kapısı'nın üzerindeki cephede yer alan Yirminci Yüzyıl Şehitleri arısındadır.

Yüzü Sudan’lı bir sığınmacıya aittir.

Janani Jakaliya Luwum'un yanında Thomas Cramner  (2 Temmuz 1489 – 21 Mart 1556) yer almaktadır.
 


Henry VIII, Edward VI (Henry VIII ve kral’ın ikinci eşi Jane Seymour'un oğlu, İngiltere'nin Protestan olarak yetiştirilen ilk hükümdarı) ve kısa bir süre I. Mary’nin  (Kral VIII.Henry'nin ilk eşi Aragonlu Catherine'den doğan tek çocuğu) hükümdarlığı döneminde Canterbury Başpiskoposu ve  İngilitere’de kilise Reformunun lideriydi.

8. Henry'nin Aragonlu Catherine ile olan evliliğinin sonlandırılması için, İngiliz Kilisesi'nin Kutsal Makam ile olan birlikten ayrılmasına yönelik fesih davasının oluşturulmasına yardım etti. Kutsal Makam, papa olarak bilinen Roma Piskoposunun yargı yetkisidir. Thomas Cromwell ile birlikte, kralın kendi krallığının sınırları içinde, Kilise üzerinde egemen olduğu bir sistemi,  kraliyet üstünlüğü ilkesini destekledi.


Cranmer'ın kısa süren reform hareketi 1552'de I. Mary tahta çıktığında sonlandı. Katı bir  Katolik olan Mary, annesinin boşanmasından Cranmer'ı sorumlu tuttu. Cranmer'ın ihanetten yargılanmasını ve ölüm cezasına çarptırılmasını sağladı. Ceza infaz edilmedi ve Cranmer bu sefer dini inançlara aykırı düşünceleri nedeni ile yargılandı.

Cranmer, duruşması sırasında, reformist görüşlerini makul bir şekilde geri aldı. Papa'nın yüce otoritesini, Mesih’in fiziksel varlığını simgeleyen ekmek ve şarabın kutsandığı ve paylaşıldığı Hristiyan ibadetini onayladı. Reformist görüşlerini reddeden resmi bir belge imzaladı.

Görüşlerinden geri adım atmasına rağmen, dinsel sapkınlıktan ölüme mahkum edildi. 21 Mart 1556'da Oxford'da kazığa bağlanarak yakıldı.


Etrafında alevler yükselirken, Cranmer duruşma sırasında attığı geri adımlardan pişmanlık duydu ve belgeleri imzalayan hain sağ elini alevlere doğru uzattı, böylece ateş tarafından ilk yakılan yerinin sağ eli olmasını istedi. Son sözleri, "Ve önce kalbime karşı gelerek yazan sağ elim cezalandırılacak."

Sol elinde İngiltere'nin ana ulusal haçını tutmaktadır.

Resmedilen yüz, orta-doğu ve Türkiye’de görev yapmış bir Birleşik Krallık hükümeti çalışanına aittir.


 

Thomas Cramner’in sağında, dünya çapında bir Anglikan kadın örgütü olan Anneler Birliği'nin kurucusu Mary Sumner (31 Aralık 1828 - 11 Ağustos 1921) vardır.  Annelere her zaman yardım eden bu örgütün kurucusu olarak çok saygı duyulan bir Azize'dir
Mary Sumner

Anneler Birliği hareketi 1876'da başladı. Hampshire'da bir rektörün karısı olan Mary Sumner,  annelere, çocuklarını yetiştirmede destek olmak için bir grup kurdu. 1885'te Portsmouth Kilise Kongresi'nde kiliseye gelen kadınlara bir konuşma yaparak, gittikleri yerlerde benzer gruplar kurmaları için telkinde bulundu.

Zamanla Anneler Birliği olarak ortaya çıkan gruplar kendi toplumlarında benimsendi. Yerel halk ve Anglikan Kilisesi ile güçlü bağlar kurdular. Birbirlerini destekleyen ve daha geniş toplumsal meseleleri ele almaya başlayan bu gruplar zor durumdaki kadınlara destek  olmak  için çalıştılar. Mary Sumner'ın daha iyi bir toplum yaratmada kadınların rolüne olan inancı ile hareket eden gruplar çok popüler oldu.

1892'ye gelindiğinde, 28 piskoposlukta üye sayısı 60.000'e ulaştı ve 19. yüzyılın sonunda sayı 169.000 yükseldi. 1893'te yıllık genel kurullar düzenlendi ve 1896'da Anneler Birliği Merkez Konseyi kuruldu.

Mary Sumner'ın yüzü ünlü bir BBC muhabirinin eşine aittir.


 
Mary Sumner, ilerde Konstantinopolis'i (İstanbul) kuracak olan bebek Konstantin'i
annesi Azize Helena'ya teslim ediyor. Azize Helena, ellerinde, kendisine ithaf edilen ve
kendi adını taşıyan İngiliz konsolosluğundaki şapeli tutmaktadır.
 
Üstteki resimde rahatlıkla gözden kaçan bir ayrıntı, resmin bu bölgesi büyütüldüğünde görülebilen küçük kırmızı bir figürdür.
Bu, artık insanlığa zarar vermemek için kendini Haliç'in sularına atmak  üzere olan şeytandır.

Mary Sumner'ın yüzü ünlü bir BBC muhabirinin eşine aittir.

Azize Helena veya Konstantinopolisli Helena (yaklaşık MS 250 - 330), Küçük Asya'da (bugünkü Türkiye) Bitinya'da doğdu.
Bithynia'nın yerini gösteren ilk çağ haritası

Bitinya Krallığı veya Bitinya, MÖ 337 ile MÖ 64 yılları arasında, başkenti Nikea (İznik) olan, İzmit körfezi, İstanbul, Sakarya ve Bursa arasında kalan bölgede hüküm sürmüş, Trakya kökenli Bitinler tarafından kurulmuş bir devletti.
 
 İmparator Constantius Chlorus’un eşiydi. Daha sonra I. Konstantin veya Büyük Konstantin adını alacak bir oğulları vardı. Büyük Konstantin Hristiyanlığı seçen ilk Roma imparatoru oldu. Helena da Hristiyanlığı seçti.  Kutsal Topraklarda Hristiyanlığın yeniden kurulmasında önemli rol oynadı. İddiaya göre, Kutsal Topraklar'da pagan tapınaklarına dönüştürülen birkaç Hristiyan mabedini yeniden keşfetti ve bu yerleri Hristiyanlığa yeniden adadı. Özellikle, İsa Mesih'in çarmıha gerildiğine inanılan haçı bulduğunu iddia ettiği Calvary (İsa'nın çarmıha gerildiği tepe) bölgesini keşfetmesiyle ünlüdür. Helena, İznik’te 328 dolaylarında öldü. Hem Doğu Ortodoks, hem Anglikan hem de Roma Katolik Kiliselerinde Azize mertebesine yükseltildi ve bugün hala saygı görmeye devam etmektedir.


Azize Helena’nın yüzü, Londra'daki Sotheby's Müzayede Evi'nde İslam ve Güney Asya Bölümü eski müdürlerinden birinin eşine aittir.
 

Ondan sonraki panelin arka planında İstanbul’daki Aya Sofya (Aziz Bilgelik) kilisesi ve onun önünde de Aziz İoannes Hrisostomos (Yannis veya Yuhanna Krizostomos) (MS 347 – 14 Eylül 407) görülmektedir.

 

O, önemli bir Kilise Babası (Hristiyanlıkta yazıları din konusunda kural olarak kabul edilen kişilere verilen isim) ve İncil tercümanıydı.

397'de I. Theodosius tarafından Konstantinopolis Başpiskoposu olarak atandı. Kilise tarihçisi J. N. D. Kelly'e göre İoannes'in patrik olduğu döneme ait vaazları kutsal metinleri etkileyici ve çarpıcı bir biçimde açıklamaktaydı. Özellikle sıradan insanlara hitap eden vaazları çok  net ve anlaşılabilirdi. Onun bu vaaz yeteneği, kendisine "Altın Ağız" (Krizsostomos) unvanını kazandırmıştır (Altın Ağızlı Yuhanna).

Pagan sembollerin ve Efes'te bulunan Artemis Tapınağı gibi tapınma yerlerinin yok edilmesinde aktif olarak öncülük etmiştir.

Sertliği ve reformist coşkusu onu sürgüne ve ölüme götürdü. Kemikleri yaklaşık 438'de Konstantinopolis'e geri getirildi ve daha sonra kilisenin doktoru (öğretmeni) ilan edildi.

Ortodoks Kilisesi, Katolik Kilisesi, İskenderiye Kıpti Kilisesi, Anglikan Kilisesi ve Lüteryan Kilisesi, Altın ağızlı Yuhanna’yı Aziz ilan etmişlerdir.


 
İoannes Hrizostomos'u (Ἰωάννης Χ Χρυσόστομος- Ioannis Chrisostomos) canlandıran
bir Bizans mozaiği. (Aya Sofya-İstanbul)

                                                                                        



















 
Aziz İoannes  Hrisostomos'un yüzü
halefi sayılan günümüz Ortodoks Patriği Bartolomeos'a aittir. 

Parmaklığın güney tarafının son resmi ise, Boğaziçili bir balıkçı gibi temsil edilen Aziz Andreas’tır. Yüzü İskoçyalı bir bankacıya aittir.
 


Aziz Andreas İncil’e göre İsa’nın 12 havarisinden biridir. Diğer bir havari olan Aziz Piyer’in kardeşidir. Ortodoks geleneğinde İlk Çağrılan (Yunanca: Protokletos) olarak anılır. Ortodoks geleneğine göre, Aziz Andreas’ın halefi Konstantinopolis Patriğidir.

MS 5 ile MS 10 arasında Celile'deki Bethsaida'da doğdu. Hem kendisi hem de kardeşi Petrus hayatlarını balıkçılıkla kazanıyordu. İsa Andeas’ı öğrencisi olmaya davet etti ve Andreas İsa’nın ilk havarisi oldu. İsa’nın çağrısından önce de Vaftizci Yahya’nın öğrencisiydi.

Tarihçiler Hristiyanlığı yaymak ve vaaz vermek için Karadeniz boyunca Kiev'e kadar gittiğini söyler. Bu nedenle Ukrayna, Romanya ve Rusya'nın koruyucu azizi oldu. Trakya'da da vaaz vermiştir.

Hıristiyanlığı öğretmek için gittiği Yunanistan'da Romalılar tarafından yakalandığı ve ölüm cezasına çarptırıldığı anlatılır. Cezası çarmıha gerilerek infaz edilecektir. Ancak o, İsanın gerildiği çarmıha layık olmadığını ve X biçiminde bir çarmıha gerilerek ölmek istediğini belirtir. MS 60'da Patras'ta X şeklindeki bir haçta (Aziz Andreas haçı) çarmıha gerilerek öldürülür.


 
Aziz Andreas haçı  

Bu, X biçimindeki haçı İskoçya bayrağında görürüz. Mavi zemin üzerine beyaz olan haç bugün İskoçya'nın gurur sembolü olmaya devam ediyor ve Birleşik Krallık Bayrağının da merkezi bir bileşenini oluşturuyor.

Aziz  Patrick haçı, İrlanda adasını veya İrlanda'nın koruyucu azizi Aziz Patrick'i temsil etmek için kullanılan beyaz bir zemin üzerinde kırmızı, X şeklinde  bir haçtır.
Aziz Patrick haçı

Aziz George Haçı, beyaz zemin üzerine kırmızı bir haçtır. Aziz George, İngiliz reformundan sonra İngiltere'nin "koruyucu azizi" olarak kabul edildi. Erken modern dönemden itibaren, bu bayrak İngiltere'nin ulusal bayrağı olarak tanımlandı.
Aziz George haçı


Birleşik Krallık'ın ulusal bayrağı, yukarda sayılan bu üç haçın üstüste gelmesinden oluşur.
 
Birleşik Krallık bayrağı


 


Hindistan'ın Aziz Thomas'ı, Kırım kilisesinin tavşanını tutan bir Tamil mülteci olarak temsil edilmektedir. Hindistan'ın Aziz Thomas'ı, Hıristiyanlığı Asya'ya, özellikle Hindistan'a getiren Havari idi.

Didymus ("ikiz") olarak da bilinen havari Thomas, İncil’e göre İsa'nın Oniki Havarisinden biriydi. Thomas genellikle "Şüpheci Thomas" olarak bilinir çünkü yalnızca Yuhanna İncili'nde anlatıldığı gibi İsa'nın dirilişinden ilk kez bahsedildiğinde şüphe duymuş, daha sonra İsa'nın çarmıha gerilme yaralarını görünce inancını, "Rabbim ve Tanrım" diyerek ikrar etmiştir

Hindistan’da günümüz Kerala'lı Hristiyanlarının geleneksel kaynaklarına göre, Thomas'ın Roma İmparatorluğu dışında İncil'i vaaz etmek için gezdiği ve günümüz Kerala'sında bulunan Malabar Kıyısı'na kadar geldiğine inanılmaktadır. Buna göre göre Thomas, MS 52'de Muziris'e (Hindistan'ın Kerala eyaletinde, günümüzde Kuzey Paravur ve Kodungalloor) ulaştı. Sıklıkla Hindistan'ın koruyucu azizi olarak kabul edilir ve Thomas adı Mar Thomas Hıristiyanları arasında oldukça popüler olmaya devam etmektedir. Malankara Mar Tomas Süryani Kilisesi, çoğunlukla kısaltılmış hali ile Mar Tomas Kilisesi, Hindistan'ın Kerala eyaletinde bulunan bir Süryani Ortodoks kilisesidir. Kilisenin üyeleri kendilerini Aziz Tomas Hristiyanları olarak tanımlarlar.  MS 72'de Madras yakınlarındaki Myalpur’da  şehit edildi.

Hindistan nüfusunun yüzde 2,3'ünü oluşturan Hristiyanlar yaklaşık 28 milyon inananı ile  (2011 nüfus sayımı) Hindistan’ın Hinduizm ve İslam'dan sonra üçüncü en büyük dinidir.

Hindistan'ın Aziz Thomas'ının yanında Britanya Adaları'nın ilk şehidi olan Aziz Alban yer alır.
 
Aziz Alban


Alban 3. yüzyılın başında Roma imparatorluğu’nun bir kenti Verulamium'da (şimdi Birleşik Krallık'ın Doğu bölgesinde ve Hertfordshire kontluğu içinde bulunan Aziz Albans şehri), katedralin bugün bulunduğu tepenin hemen aşağısında yaşardı. Bir gün zulümden kaçan bir yabancıyı evine aldı. Bu yabancı, şimdi Amphibalus olarak bilinen Hıristiyan bir rahipti. Alban rahibi saklarken inancın rahip için öneminden ilham aldı ve Hristiyanlık hakkında daha fazla bilgi edinmek istedi.

Roma yetkililerinin Amphibalus'u bulması uzun sürmedi. Ancak, Alban’ın yeni inancı, yetkililerin rahibi tutuklamasına izin vermeyecekti. Rahibi ele vermek istemeyen Alban, Amphibalus ile kıyafet değiştirdi ve aranan rahibin kendisi olduğunu söyleyerek rahibin kaçmasını sağladı.

Alban inançlarından vazgeçmeyi reddetti ve yargıç, kaçan rahibin cezasının ona verilmesini emretti.  Bu karar üzerine Alban, Verulamium dışında bir tepeye götürüldü ve orada başı kesilerek öldürüldü

Alban, İngiltere'nin ilk azizi olarak onurlandırıldı ve bu tepenin yamacındaki mezarı kısa sürede hac yeri oldu.



 
Papa I. Gregorius (Büyük Gregorius)


Aziz Alban'ın yanında, genellikle Büyük Gregorius olarak ta bilinen Papa 1. Gregorius'u görüyoruz. 3 Eylül 590'dan ölümüne kadar Roma piskoposuydu. İngiltere'deki pagan Anglo-Saksonlara Hıristiyanlığı kabul ettirmek için Roma'dan idare edilen ilk büyük ölçekli hareketi, Gregoryen Misyonunu, başlattı

Büyük Gregorius, Katolik Kilisesi'nin 64. papasıdır. Kilise tarihini ele alan ve hala önemini koruyan bir  eserin yazarıdır. 540 civarında doğdu, 590'da papa seçildi ve 12 Mart 604'te öldü.


572'de kente vali olarak atandı, bu da ona kamu yönetimi hakkında bilgi edinmesini sağladı.

574-575 civarında, kendisini daha radikal bir şekilde Tanrı'ya adamaya karar verdi, Cælius Dağı'ndaki aile evini Aziz Andreas'a adanmış bir manastıra dönüştürdü ve yaşam tarzı olarak ta manastır yaşamını benimsedi.

Gregorius, daimi temsilci olarak Konstantinopolis'e gönderilmeden önce Papa II. Pelagius tarafından çömez papaz olarak görevlendirildi. Gittiği Konstantinopolis'te 585'in sonu ya da 586'nın başına kadar kaldı. En önemli eseri "Moralia,  sive expositio in Job" u (Ahlak veya işin açıklaması) orada yazdı.

Roma'ya döndükten sonra da, Gregorius manastır hayatına devam etti. Pelagius II'nin sekreteri ve danışmanı oldu.

Pelagius II, 7 Şubat 590'da vebadan öldü.

Gregorius, din adamlarının ve halkın oybirliğiyle Papa seçildi.

Papalığı sırasında, 1. Gregorius'un Hristiyanlığı yaymakla ilgili en önemli eylemi, 596'da Benedikten papazı Augustine'i, İngiltere'de Hıristiyanlığı yerleştirmek için kırk papazla birlikte göreve göndermesiydi (Greguar misyonu-hizmeti). İngiltere Kilisesi'nin tamamı bu misyon üzerine kurulmuştur.

Augustine daha sonra ilk Canterbury Başpiskoposu oldu.

Büyük Gregorius'un cübbesinde  Aziz George, Aziz Patrick, Aziz David ve Aziz Andreas gibi Britanya Adaları'nın azizleri görülmektedir. 








 
                                     





 





Büyük Gregorius’un yüzü Papa XXIII. Ioannes’e aittir.
 

25 Kasım 1881'de doğan ve 3 Haziran 1963'te Roma'da ölen Angelo Giuseppe Roncalli, 28 Ekim 1958'de XXIII. Ioannis adıyla papa seçilen bir İtalyan Katolik piskoposudur. 1958'den ölümüne kadar Katolik Kilisesi'nin 261. Papası olarak görev yaptı

Türkiye-Vatikan ilişkilerinde önemli bir şahsiyettir çünkü papa olmadan önce 1935-1944 yılları arasında İstanbul'da Papalık temsilcisi olarak görev yapmış ve Mesih Kilisesi'nde vaaz da vermiştir. Önce dini düzeyde, ayinlere, Türkçe konuşulan pasajları getirdi. Diplomatik düzeyde, tarafsız Türkiye'nin devletinde Vatikan'ın tarafsızlığını vurguladı. Türk siyasetçiler ve bürokratlarla mükemmel ilişkiler kurdu . İkinci dünya savaşı  sırasında mültecilerin, özellikle de Yahudilerin Orta Avrupa'dan Filistin'e naklinde ve aynı zamanda Avrupa'nın her yerinden ve özellikle Macaristan ve Bulgaristan'dan gelen din adamlarının kurtarılmasında önemli bir rol oynadı.

2000 yılında adı İstanbul'da yaşadığı sokağa verildi.
 
Papa Roncalli Sokağı
 
Roncalli'nin İstanbul'da yaşadığı ev    


 
Canterbury'li Aziz Augustine
 
Büyük Gregorius’un yanında, Canterbury'li Aziz Augustine var (doğumu Roma?, ölümü 26 Mayıs 604/605, Canterbury, Kent, İngiltere). Bir Benedictine papazıyken 597 yılında Canterbury'nin ilk Başpiskoposu oldu. "İngilizlerin Havarisi" ve İngiliz Kilisesi'nin kurucusu olarak kabul edilir.

Papa Büyük Gregorius, 595 yılında Kent Krallığını ve Kral Æthelberht'i Anglo-Sakson paganizminden kurtarıp Hıristiyan yapmak için Greguar misyonu olarak da bilinen bu hareketin başına, o sırada Roma’da  bir manastırın baş  rahibi olan Augustine’i getirdi.

İngiltere’ye gelişinden kısa bir süre sonra Augustine, kralın bağışladığı bir arazide, daha sonra Aziz Augustine Manastırı adını alacak olan Aziz Pierre ve Paul manastırını kurdu ve bir piskopos olarak kutsandı. Kralın tebasınından bir çok kişiyi özellikle de 597'de Noel Günü toplu vaftiz sırasında binlerce kişiyi Hristiyan yaptı.

Başpiskopos muhtemelen 604'te öldü ve kısa süre sonra aziz mertebesine yükseltildi.













 


 
 Canterburyli Aziz Augustine’in     yüzü Aziz Michael Ramsey’e aittir.






Arthur Michael Ramsey, Canterbury Baronu Ramsey (14 Kasım 1904 - 23 Nisan 1988) bir İngiliz Anglikan piskoposuydu. Canterbury'nin 100. başpiskoposu olarak görev yaptı, bu yüzden daha önce aynı görevi yapmış Aziz Augustine ile halef-selef olurlar.

Ramsey Cambridge'de doğdu. Cambridge King's College School ve Repton School'da okuduktan sonra üniversite eğitimini  babasının başkan olduğu Cambridge Üniversitesi Magdalene College'de tamamladı. 1927'de Birinci sınıf İlahiyat derecesi ile mezun oldu.

Ramsey 1928’de papaz rütbesi ile vaiz olarak Liverpool’a atandı. Daha sonra papaz adaylarının okuduğu Lincoln'deki Bishop's Hostel'de öğretim görevlisi oldu. Bu dönemde,  1936’da ”The Gospel and the Catholic Church”  (İncil ve Katolik Kilisesi) isimli bir kitap yayımladı.

1952'de Durham Piskoposu olarak atandı. 1956'da York Başpiskoposu ve 1961'de Canterbury Başpiskoposu oldu. 15 Kasım 1974'te Canterbury Başpiskoposu iken emekli oldu.

Michael Ramsey, meşhur “İncil ve Katolik Kilisesi” kitabının yazarı olduğu için, başındaki piskoposluk külahında 4 İncil ve cübbesinde de İncil'den alınan  hikayeleri canlandıran sahneler yer almaktadır.


 
Aziz Cuthbert

Aziz Augustine'in yanında, elleri arasında Moda'daki All Saints (Tüm Azizler) kilisesini tutan Aziz Cuthbert görülmekte.

Bu resimde Aziz Cuthbert'in sol omuzunun üstünde, Pera yamaçlarında Kırım Anıt Kilisesi'ni (İsa Kilisesi) görüyoruz.

 
Tüm Azizler kilisesi

Cuthbert (yaklaşık 634 - 20 Mart 687), Kelt geleneğindeki erken Northumbrian kilisesinin bir Anglo-Sakson azizidir. Melrose ve Lindisfarne manastırlarının keşişi ve piskopostu. Ölümünden sonra, Durham Katedrali'ndeki mezarıyla  Kuzey İngiltere'nin en önemli ortaçağ azizi oldu. Northumbria'yı Hristiyanlaştıran Cuthbert, Northumbria'nın koruyucu azizi olarak kabul edilir.

Cuthbert, Northumbria Kralı Edwin'in 627'de Hıristiyanlığı kabul etmesinden  yaklaşık on yıl sonra, 630'ların ortalarında, İskoçya'nın Dunbar kentinde doğdu. Kraldan sonra halkı da yavaş yavaş Hristiyan oldu.   

31 Ağustos 651de, 17 yaşında iken hayatını değiştiren bir olay olur. Bir tepede komşusunun koyunlarını otlatırken hava karardıktan sonra gökten yer yüzüne bir ışık indiğini, ona eşlik ettiğini görür. Bunun bir insan ruhu olduğunu düşünür ve kendini dine adamaya karar verir.

İskoçya’da  Roxburghshire'daki Melrose manastırına başvurur ve oranın başrahibi Aziz Eata’nın yanıda çömez papaz olarak işe başlar. Orada 13 yıl çalışır.

661 yılında Melrose’da çıkan veba salgınında Cuthbert hastalanır ama ölmez,  veba’ya yakalanan manastırın baş rahibi ölür. Onun yerine Cuthbert Melrose manastırının başrahibi olur. Ondan sonra vebaya yakalanlara yardım elini uzatır ve çeşitli mucizeler gösterir.

MS 664'te Whitby Sinodu, Northumbria'nın manevi liderliği için İrlanda'ya bakmayı bırakıp kıta Avrupa’sına  dönmesi gerektiğine karar verdi. 665’te Cuthbert Lindisfarne adasındaki manastıra başrahibi oldu.

684'te, Northumbria Kralı Ecgfrith onu, Hexham piskoposu yaptı. Ancak 686 Noel’inden  sonra Cuthbert bu görevden istifa etti ve ölümünün yakın olduğunu hissettiği için inzivaya çekildi.  Ölüm tarihi olan 20 Mart 687’ye kadar  İç Farne Adası'ndaki hücresinde ağrılarla yaşadı.


Aziz Cuthbert'in yüzü, bu parmaklıktaki resimler yapıldığı sırada mültecilere yardım etmek için İstanbul merkezli bir projenin yöneticisi olan Niall Chadwick'e aittir.

 
Whitby'li Azize Hilda


Musa'dan önce son ele alacağımız Whitby'li Aziz Hilda’nın (614-680) resmidir. İngiliz Kilise takvimini Avrupalıların takvimi ile birleştirmeye yardım eden, erken İngiliz tarihinde olağanüstü bir Azizedir.

Anglo-Sakson İngiltere'nin Hıristiyanlaştırılmasında önemli rol oynamış, birkaç manastırda başrahibelik yapmış ve kralları, tavsiyelerini almak için kendisine çeken bilgeliği ile tanınmıştı.

Hilda’nın hayatı, 8. yüzyıl Hıristiyan İngiltere tarihçisi Bede tarafından yazılmıştır.

Hilda, muazzam siyasi ve dini değişimlerin yaşandığı bir dönemde Hıristiyan oldu. Beşinci yüzyılda Britanya'daki Roma egemenliğinin çöküşünün ve Angıl’lar ve Sakson’ların gelişinin ardından ülke, birbiri ile savaşan küçük krallıklara bölündü. Hilda, en güçlü krallıklardan biri olan Northumbria'da doğdu, Northumbria kralı Edwin'in büyük yeğeniydi ve kız kardeşi Heres,ile birlikte,  babaları öldürüldükten sonra, amcalarının sarayında büyüdüler.
 
O dönemde Hıristiyanlık ülke çapında yayılıyordu. İnançlar iki farklı gelenekten gelmekteydi: İrlanda'daki Kelt Hristiyanları ve İtalya'daki Romalı Hristiyanlar. Hilda, yaklaşık 627 yılında Kral Edwin ile birlikte vaftiz edilerek Hristiyan oldu. Vaftiz, Aziz Augustine liderliğindeki Roma misyonunun bir papazı olan Paulinus tarafından gerçekleştirildi, ancak Hilda, Lindisfarne.Piskoposu İrlandalı keşiş Aidan'ın öğretilerinden daha fazla etkilenmeye başladı.

Bede'ye göre Hilda, rahibeliği seçtiği  33 yaşına kadar laik bir yaşam sürdü. Rahibe olduktan kısa bir süre sonra Hartlepool'un başrahibesi oldu ve 657'de Whitby'de manastırı kurdu. Günümüzde orijinal manastırdan hiçbir şey kalmamıştır, bugün görülen kalıntılar 11. yüzyılın sonlarında aynı yerde yapılan bir Benedikten manastırına aittir.


Hilda'nın zamanında manastır, hem rahiplerin hem de rahibelerin birlikte bulunduğu bir çift manastırdı. Başrahibeler tarafından yönetilen çift manastırlar, beşinci yüzyıldan yedinci yüzyıla yaygındı.

Özellikle 664'te başrahibeyken gerçekleşen Whitby Sinodu başta olmak üzere, Hilda o dönem siyasetinde önemli bir rol oynadı.

Whitby Sinodu, 664 yılında Anglo-Sakson Northumbria krallığı Hıristiyan Kilisesi'nin, Kelt geleneklerini mi yoksa Roma geleneklerini mi takip edeceğine karar verilmesi için yapılan bir toplantıydı. Bu sinod (toplantı) İngiltere'de kilisenin gelişiminde hayati bir dönüm noktası oldu.

Northumberland Kralı Oswiu'nun Hilda'nın manastırını, krallığındaki Kilise'nin ilk sinodu olan Whitby Sinodunun mekanı olarak seçmesi Whitby’ın önemini yansıtır. Kral bir çok kilise adamını meclise katılmaya davet etti. Hilda da dahil olmak üzere orada bulunanların çoğu, Kral’ın  Roma'da kullanılan Paskalya'yı hesaplama yöntemini benimseme kararını kabul etti ve Roma pratiğini Northumbria'da norm haline getirdi.

Hilda, hayatının son yedi yılını ateşli bir hastalıkla geçirdi, buna rağmen 17 Kasım 680'de ölene kadar çalışmaya devam etti. Son yılında, Whitby'den 22.5 km uzakta, Hackness'te başka bir manastır kurdu.



                                                                                          
 





















Hilda’nın bir çiçek demeti  tutarken resmedilmesinin nedeni, yüzün,  ressam Mungo McCosh'un kaybettiği eşi Alice McCosh (d. Alice Carswell) (1966 - 2001) ait olmasındandır. Alice doğaya ve çevreye aşık bir insandı. İster İskoçya'da bir kır çiçeği tarlası olsun, ister bir yeşil kaplumbağayı olsun, hepsi onu mutlu eder ve ilham verirdi. Doğa onun en önemli ilgi alanı olsa da, Alice yaptığı her işi, büyük bir enerji ve aşkla yapardı.

İskoçya'daki St Andrew Üniversitesi coğrafya bölümünü bitirdi.  Sonra İstanbul'a gelerek Boğaziçi Üniversitesi'nde İngilizce okutmanı oldu. Alice, Türkiye'ye ve İstanbul'a aşık oldu. Burada hayatının en mutlu  10  yılını geçirdi, Çok güzel Türkçe konuşurdu.

Alice gittiği her yerde kolayca arkadaş edinirdi. İstanbul'daki arkadaşları, onun anısına Boğaziçi Üniversitesi Anma Bahçesi'ne bir ağaç diktiler.


 

İstanbul Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin başkanlığını yaptı.  Bu nedenle ellerinde tuttuğu çiçekler üzerinde çok sayıda böcek görülmekte. Bu böceklerin hepsi Alice ve Mungo McCosh'un bir süre yaşadığı Büyükada'da  görülen gerçek böceklerdir.

Alice'in güçlü karakteri  ve cesareti, kendisine  melanom (kötü huylu bir cilt tümörü)  teşhisi konduğunda ortaya çıktı. İngiltere'de tedavi olmak için Türkiye'den ayrılma kararı aldı. Olağanüstü bir cesaretle Birleşik Krallık'ta yeni hayatına başladı. Hiç bir şeyden şikayet etmedi ve acınacak  bir duruma düşmedi.  Daha sonra,  Royal Scottish National Orchestra (Kralliyet İskoç Milli Orkestrası)  için yardım toplamak ve kırsalda yaşamak için İskoçya'ya taşındı. Alice 2001'de ölmeden önceki son mutlu yıllarını burada geçirdi. Ölmeden hemen önce İstanbul'a bir kez daha geldi. Çok zayıf ve halsizdi. Buna rağmen Paskalya Pazarı için kiliseyi son bir kez ziyaret etmeyi başardı.

Ailesi, Alice'in adını yaşatmak, diğer yetenekli ve enerjik gençleri Alice'in sevdiği şeyleri sürdürmeye teşvik etmek için 2006 yılında Alice McCosh vakfını kurdu. Kurucular, Eleanor Carswell (Alice’in kız kardeşi), Rachel Lewis (Alice’in arkadaşı) ve eşi ressam Mungo McCosh’tur.

Parmaklıkta resmedilen tüm bu insanların arkasında, İstanbul'un muhteşem bir panoraması vardır.


ORGUN BULUNDUĞU BALKON

 
Kilise’nin orgu, İngiltere’de, 1911 yılında, York Minster, Ely, Worcester ve Manchester katedrallerinin
orglarını da yapan William Hill & Sons tarafından yapılmıştır.



 
Orgun bulunduğu balkona çıkan ferforje merdiven de Londra'da imal edilmiştir

Orgun bulunduğu balkonun panelleri, bu cemaatin üyesi olan ve şu anda İtalya'da yaşayan Erica Beard tarafından İncil'deki hikayelerden esinlendiği resimlerle süslenmiştir.
 


 
Ortadaki resim Yargı'dır çünkü genellikle batı ve doğu kiliselerinde Yargı, kilisenin batı ucunda tasvir edilmiştir. Baştan sona İncil anlatısı olan bu resimleri inceleyeceğiz.

Ortadaki resim Mahşer günündeki Son Yargı'yı anlatmaktadır. Genellikle batı ve doğu kiliselerinde Son Yargı, kilisenin batı tarafında tasvir edilir. Şimdi İncil anlatısı olan bu resimleri incelemeye başlayalım.


 


Yirminci yüzyılın başında yapılan org için  inşa edilen batı tarafındaki balkonun orta panelinde Son Yargı resmini görüyoruz:
Koyun ve Keçiler. Mesih, Koyun ve Keçilerin son yargıda (insanlığın son yargısında) birbirlerinden nasıl ayrıldıklarının hikayesini anlatır.

Koyunlar ve Keçiler meseli Matta 25: 31-46'da bulunur.


Bu meselde, İsa, öğrencilerinin yargılamanın nasıl olacağını anlamasına yardımcı olmak için koyunlarını keçilerinden ayıran bir çoban örneğini kullanır.

İsa, insanların iki gruba ayrılacağını söyler:
  • Hayatlarını iyilik yaparak geçiren ve Allah’a inananlar bir tarafa ayrılacak ve yerleri cennet olacaktır.
  • Hayatlarını günah işleyerek geçiren ve Allah’a inanmayı reddedenler diğer tarafa konacak ve gidecekleri yer cehennem olacaktır.

Bu yargı sahnesinde, Tanrı'nın gözünden başlayan bir yaşam nehri yer alıyor. Yaptıklarımızı yargılayan Tanrı'nın her şeyi gören gözü olan Kutsal Ruh'un Güvercini'ni ve hayat ağaçlarıyla Mostar köprüsünü görüyoruz. Bu köprü savaştan sonra uzlaşma ve barışın sembolü olan Mostar'ın yeniden inşa edilmiş köprüsüdür. Ve resmin altında, keçiler, yani yaşamlarında günah işleyenler için cehennem ateşi var.


























































Sanatçı, tablolar arasına müzik aleti çalan dört  Melek resmi koymuştur. Bu melekler  sadece Tanrı'ya şükretmek için müzik yapmazlar. Aynı zamanda her sabah yeryüzünde Tanrı'ya sunduğumuz şükürlerin de sembolleridir. Anglikan geleneğinde, Anglikan toplulukları güne şarkı söyleyerek başlar; "Haydi, Rab'be şarkı söyleyelim: Kurtuluşumuzun kayasına (kaya metaforu, Tanrı'nın güçlü, kararlı ve  kolayca hareket ettirilemediğini veya sarsılmadığını ve ihtiyacı olanlar için bir sığınak olduğunu anlatır) sevinçli bir ses çıkaralım. Bu melekler, yeryüzündeki müziğimize gökte eşlik etmektedirler.

 

Kilisenin batı tarafındaki bu balkon resimleri insanlığın hikayesini baştan sona  anlatmaktadır. Yargı her şeyin sonudur, bu yaşamla sonsuzluk arasındaki kavşaktır (onun için ortada yer almaktadır). İnsan’ın öyküsü Adem ve Havva ile başlar. Burada Erica Beard, modern kilisenin ve insanlığın kapsayıcılığını göstermek için Adem’i Afrikalı bir adam, Havva’yı da beyaz bir kadın olarak resmetmiştir. Adem'i günah işlemeye teşvik eden elma da dalında asılı durmaktadır.     

 


Daha sonra Nuh'un Gemisi var. Suların çekildiği kuru topraktan aldığı zeytin dalını gagasında tutan Güvercin tüm yaradılanların kurtarılacağını müjdeliyor.  Arkada umudun sembolü olan bir gökkuşağı görülmekte.

 

Onun sağ tarafında, Musa'nın İbranileri Mısır'daki kölelikten kurtarıp vaat edilen topraklara götürmek için çıktığı yürüyüş sırasında Ölü Deniz'den geçerken görüyorsunuz. Sular iki yana ayrılmış, Musa ve kavmi karşı kıyıya doğru yürümekteler.   

 

Onun yanındaki resimde İbrahim ve İshak'ı görüyoruz. İshak, büyük İbrahimi dinlerde bildiğimiz gibi Tanrı'ya oğlunu kurban olarak sunacaktı. Fakat Tanrı, İbrahim'e   kurban etmesi için bir koç gönderdi. Bu olay, Tek Tanrı'lı dinlerde, pagan toplumlarda görülen insan kurban etmenin son bulması anlamına gelir. 

 

Onu izleyen resimde, alt alta yazılmış üç İbranice kelime var. Bunlar eski ahit'in en önemli üç kişisinin isimleridir: Moşe (Musa), Eliyyahu (İlyas) ve David (Davut). Kanun koyucu Musa, peygamberlerin lideri İlyas ve Mesih ailesinin atası Davut. Hıristiyan kutsal kitapları, İsa'nın Davut soyundan veya Davut Evi'nden geldiğini belirtir.


 

Bu resimde yeni İsrail’in çobanını simgeleyen, Anadolu çoban kepeneği giymiş bir piskopos görülmekte.

 

Bu tabloda ressam, güneşin battığı ve karanlığın olduğu batıya bakan ve koyunlarını çağıran  elinde asası ile İyi Çoban İsa Mesih'i canlandırıyor. Bu, Anadolu çobanı gibi giyinen piskoposun koyunları yani kiliseyi birliğe çağırdığı imajı tamamlar.


     
 
        
     PİYER
     ANDREAS
     BÜYÜK YAKUP
     BARTOLOMEUS
     FİLİPUS
     MATTA
     TOMAS
     KÜÇÜK YAKUP
     TADAY (YEHUDA)
     SIMUN
     MATİAS









Bu resimde, İsa'ya ihanet eden Yahuda dışında kalan on bir havarinin Yunan harfleriyle yazılmış isimleri görülüyor.


 


Ve sonra enkarnasyonun (vücut bulma, cisme bürünme, hülul) resmi gelir.  Meryem'i Betleem'de bir kuzunun da bulunduğu ahırda, doğurduğu Mesihi kucağında tutarken görüyoruz. Bu sahne, Hıristiyan öğretisinin en büyük odak noktalarından biri olan enkarnasyonu sembolize eder.

Hristiyan teolojisinde enkarnasyon, Oğul Tanrı olarak da bilinen Üçlemenin.ikinci kişisi olan İsa Mesih'in bir kadının rahminde tasarlanarak "beden olduğu" inancıdır. Teotokos olarak da bilinen Meryem Ana Yunanca "Tanrı'nın taşıyıcısı" demektir. (Teslis veya Üçleme, Hristiyan doktrininde Tanrı'nın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan oluşan üçlü doğasını simgeler. Hristiyanlıktaki üç ilahî varlığı içeren akideleri tanımlayan bir ifadedir. Hristiyan kaynaklarda sıklıkla "Kutsal Teslis" veya "Kutsal Üçleme" şeklinde kullanılır). Enkarnasyon öğretisi bu nedenle İsa'nın hem Tanrı ve hem de insan olduğunu kabul eder.


 

Bir sonraki tabloda Son Akşam Yemeği (veya Son Yemek) resmedilmiştir. Son Akşam Yemeği'inde İsa ve Havarileri Kutsal Kase'den şarap içiyorlar ve ekmek yiyorlardı. Yemek sırasında İsa eline aldığı ekmeği şükredip  böldü ve havarilerine verdi. “Alın, yiyin” dedi, “Bu benim bedenimdir.” Sonra şarap kâsesini alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, “Hepiniz bundan için” dedi. “Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için bir çok insan uğruna dökülecek kanımı temsil eder” (Matta 26: 26-28).

 

Bundan sonra İsa’nın çarmıha gerildiğini gösteren tablo gelir.

 

Son resim İsanın Göğe Çıkışını tasvir etmektedir. Bu, İsa’nın büyük fedakarlığının,  günah ve ıstıraba karşı zaferinin  göstergesidir.



                


























 
Erica'nın yaptığı resimlere  bu güvercinleri de dahil ettiğini görüyoruz. Güvercin, Kutsal Ruh'un bir sembolüdür. Kutsal Ruh (Ruhu’l-Kudüs), Hıristiyanlar için, peygamberleri ve daha genel olarak sadece inananları değil, aynı zamanda tüm insanları harekete geçiren Tanrı'nın Ruhu'dur.



Orgun bulunduğu balkonda ayrıca beş eski bayrak bulunur. En eskisi, Kırım'da savaşan İngiliz Ordusu'nun  bayrağıdır.
 


İkincisi, Cebelitarık Piskoposluğunun bayrağıdır.
 
Bu mabed, 22 Ekim 1868'de Cebelitarık Lord Piskoposu tarafından Mesih Kilisesi adı altında kutsandı



Üçüncü bayrağın hikayesini, İngiltere'de her Cuma yayınlanan haftalık bağımsız Anglikan gazetesi "The Church Times" dan okuyoruz.

 
 
 
İngiliz işgal orduları komutanı Korgeneral Sör Charles Harington
(1872 – 1940)
 


İngiliz işgal ordularının Türkiye'den ayrılmasından önceki son Pazar günü (30 Eylül 1923), Korgeneral Sir Charles Harington’un isteği ile, İngiliz toplumu mensupları ve ordu temsilcileri, İstanbul’daki Kırım anI kilisesi olarak ta bilinen Mesih kilisesinde yapılan Efkaristiya ayinine katıldılar.

Efkaristiya, Evharistiya, Komünyon ya da Rabbin Sofrası, Hristiyanlıkta İsa'nın çarmıha gerilmeden önceki gece, havarileri ile yediği Son Akşam Yemeği'nin anıldığı ayin. Roma Katolikleri tarafından Missa Ayini adıyla da ifade edilir. İsa'nın bu yemekte havarilere ekmek verirken "Bu benim bedenim" ve şarap verirken "Bu benim kanım" dediğine inanılır. Bu nedenle özellikle Hristiyan olmayanlar tarafından- Ekmek-Şarap Ayini olarak da bilinir. Efkaristiya ayini bazı kiliselerde haftada bir kez, bazılarında ise yılda birkaç kez düzenlenir.

Ayinden sonra Başkomutan Harington,  işgalin başından beri İngiliz Genelkurmay karagah binasında dalgalanan Birleşik Krallık bayrağını kiliseye verdi.  Bu hareketin nedeni İstanbul'daki İngiliz işgali anısına  bayrağın Kırım kilisesinde muhafaza edilmesi idi.

 

Dördüncü bayrak da İngiliz işgal ordusuna aittir.
 


Beşincisi ise Osmanlı İmparatorluğu'nun son padişahı Vahdettin'i 17 Kasım 1922'de Malta'ya sürgüne götüren Malaya zırhlısının Kraliyet bayrağıdır.
 
 Malaya zırhlısı


RAHİP VE KORONUN YERİ

Tapınaktaki Türk halıları, kilisede her yıl  halı satışı yapan ve her yıl kiliseye bir halı bağışlayan Gelibolu'daki DOBAG (Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Projesi) Kadın Kooperativi tarafından üretilmiştir.

 


 


Sunağa çıkan basamaklardan birinde, 20 Kasım 2003'te El Kaide'nin İngiliz Başkonsolosluğu'nu  bombalaması sırasında öldürülen Majesteleri Başkonsolosu Roger Short'un anıtı vardır.

 
 
ROGER SHORT MVO
BRİTTANYA MAJESTELERİNİN İSTANBUL BAŞKONSOLOSU
FEDAKAR BİR EŞ VE BABA
YURTSEVER VE BİLGİN
DİPLOMAT VE BÜYÜKELÇİ
TÜRKİYE DOSTU
MESİH KİLİSESİ VE AZİZE HELENA  ŞAPELİNDE İBADET ETMİŞ
(O ŞAPELİN RESTORASYONU VE GÜZELLEŞTİRİLMESİ İÇİN ÇALIŞMIŞ)
20 KASIM 2003 TARİHİNDEKİ BOMBALI SALDIRIDA MESLEKTAŞLARI İLE BİRLİKTE ÖLDÜRÜLDÜ
SAYILDI VE SEVİLDİ
EY MESİH AZİZLERİNLE BİRLİKTE BU HİZMETKARINA HUZUR VER

 
MVO: (Member of Royal Victorian Order) (Kraliyet Viktorya nişanının üye rütbesi)
 
1944 - 2003
 
 
 
Kral Mesih'i tasvir eden süslü mihrap arkalığı, 1993 yılında Avustralyalı sanatçı Earle Backen (1927-2005) tarafından restore edildi
 
 


MESİH KİLİSESİ'NİN ANI PLAKETLERİ

1.
 


2. 
 

 
Percy Ellen Algernon Frederick William Sydney Smythe, 8. Strangford Vikontu 
(26 Kasım 1825 - 9 Ocak 1869) İngiliz bir asilzade ve edebiyatçı.

3. 
 


4. 
 


5. 



KİLİSENİN DEĞERLİ EŞYALARI

1. 
 
İsa'yı tutan Meryem
ABD'li diplomat Steven Kimmel tarafından hediye edilmiştir

2. 
 
Transfigürasyon (Başkalaşım)
Dr. William Taylor (Kıdemli Anglikan başrahibi) tarafından hediye edilen Süryani Ortodoks ikonu
 
İsa'nın başkalaşımı, metamorfozu ya da İsa'nın transfigürasyonu Hristiyanlıkta bir vahiy olayıdır. İncillerin aktardığına göre İsa, 3 havarisi ile çıktığı bir dağda özel ve idealize bir formda Musa ve İlyas peygamberler ile karşılaşmıştır. İsa'nın görünümünün değişmesi Hristiyan sanatında işlenen önemli konulardan birisi olagelmiştir.

İsa, havarilerinden Piyer, Yakup ve Yakup’un kardeşi Yuhanna ile birlikte yüksek bir dağa çıkar. Dağda onların gözü önünde İsa’nın görünümü değişir. Yüzü güneş gibi parlar, giysileri ışık gibi bembeyaz olur. O anda havariler Musa ve İlyas peygamberleri İsa ile konuşurken görürler. Bu sırada üzerlerine parlak bir bulut gelir. Buluttan gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!” der. Havariler bu sesi duyunca, dehşet içinde yüzüstü yere kapanırlar. İsa gelip onlara dokunur, “Kalkın, korkmayın!” der. Başlarını kaldırınca İsa’dan başka kimseyi göremezler. Dağdan inerlerken İsa onlara, “gördüklerinizi hiç kimseye söylemeyin” diye buyurur.


3. 
 
O'NUN YÜCELİĞİNİ GÖRDÜK
Yuhanna I: 14
                                                                                                                                                                              
 
 
İngiltere Kilisesi Papazlık konseyinin  İstanbul'daki Kilise için yaptırdığı Arma, İstanbul'daki İngiliz Papalık Konseyi tarafından kullanılmak üzere Majestelerinin Türkiye'deki Büyükelçiliğine verilmiştir - tarihi Büyükelçilik Papaz konseyi Türkiye'de 1582'de kurulmuştu.

Londra’daki Kraliyet Arma Koleji bu Arma’yı 1999 yılında gerçekleştirdi. Arma’da, Kırım’a, Boğaziçi’ne ait semboller yanında Konstantinopolis Haçı da görülmektedir. Alttaki yazı, Aziz Yuhanna incili’nde Yunanca bir cümlenin tercümesidir: "Ve O’nun yüceliğini gördük".

Arma, Majestelerinin Türkiye Büyükelçisi Sör Kieran Prendergast tarafından Norfolk Dükü’ne sunulduktan ve diğer Kraliyet Arma Heyeti yetkilileri tarafından imzalandıktan sonra kullanıma girdi. Bu resmi bir Arma olup İstanbul’daki Papazlık makamının İngiltere Kraliyet haneleri’ne kayıtlı olduğunun belgesidir.


MEHVEŞ DEMİRÖREN SERGİSİ
 

Seramik eserlerinde Osmanlı ve Türk kültürünü yorumlamaya özen gösteren Demiren (1959), bu çalışmasında hayatındaki kişisel bir kırılmayı konu alıyor.

‘1314’ isimli eser, Demiren’in eşine kanser teşhisi konulduğu günden onu kaybettiği güne kadar birlikte sabırla geçirdikleri 1314 günü temsil ediyor.

41 farklı renk tonunun 1314 adet seramik rozet yüzeyinde belirginleştiği eserde, her bir rozet geçirilen bir günü temsil edecek şekilde parçaları birbirine tellerle bağlanmış soyut ve bitirilmiş bir günlük olarak ortaya çıkıyor. Tellerle birbirine bağlanan seramik rozetlerin farklı tonları ve renkleri, sanatçının yaşadığı dönemin bıraktığı duygusal birikimini ifade ediyor. Her gün, hem bir diğerinden farklı ve kendine özgü, hem de da bir bütünün parçası olarak algılanabilir.

Demiren, ‘“Acı, ancak kötü diyemeyeceğim günlerdi’’ demiştir.

Eseri, Eylül 2015'ten beri Kırım Hatıra Kilisesi'nde sergilenmeye devam etmektedir.



Cemaat eksikliği nedeniyle 1972'de kapandıktan sonra, Mesih Kilisesi,  Rahip Ian Sherwood'un çabaları sayesinde yeniden açıldı. Rahip Sherwood, çoğu Irak'ın Kuveyt'i işgali sırasında İstanbul'a kaçan Sri Lankalı mülteciler tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarına öncülük etti.. Kilise, 10 Mayıs 1993'te yeniden kutsandı.

Yeniden açıldığından bu yana, Kilise'nin kriptası,  kilisenin hayır işlerinin merkezi oldu. İstanbul'daki  mülteci ve göçmenler burada barındırıldı. Papazlık makamı 2000'den fazla evsiz insanı orada misafir etti ve yerlerinden edilmiş bu insanlara yardım sağlamaya da devam etmekte.

Çan kulesi yakın zamanda, bir Türk müteahhidin gözetimi altında Rumen ve Afgan taş ustalarının çalışmaları ile restore edildi.


 
Kırım Anı Kilisesi (Mesih Kilisesi) ve Haydar Paşa Mezarlığı'nın İstanbul'daki yerleri. Aralarındaki mesafe yaklaşık 5 km'dir


 
Mesih Kilisesi'nin çan kulesinden, Haydar Paşa Mezarlığı ve Kraliçe Victoria tarafından
1857 yılında oraya dikilen Kırım Savaş Anıt'nın görünümü,
 
 
Ana-babalar çocuksuz, bebekler öksüz, kadınlar dul kaldı. Bütün bunlar, Birleşik Krallık'ın, Kırım Savaşı sırasında kanını döken ve hayatını kaybeden bu cesur askerlerine minnettarlık duyması için yeter. Şimdi, Haydar Paşa mezarlığında, korumak istedikleri bu toprağın altında  huzur içinde yatıyorlar. Orada, kendilerine uzaktan bakan ve hatıraları için inşa edilen Kırım Anı Kilisesi'nden göğe yükselen dualar eşliğinde uyuyorlar.
 
 

 

       
Adres: Şahkulu Mahallesi, Serdar-ı Ekrem Cd. No:52, 34425 Beyoğlu/İstanbul
SELİMİYE KIŞLASI Sonraki Yazı